Meslek birliğini değerlendirirken, öncelikle, bunun, ülkemizde alışılageldiği biçiminden farklı bir yapılanma olduğunu vurgulayarak başlamak gereklidir. Türkiye'de genel olarak, "meslek" deyince, akla, hemen, "bakkal, şoför, kırtasiyeci, tornacı-frezeci" gibi bildik "esnaf işleri" veya "mimar, mühendis, doktor, dişçi" gibi daha elit tabakalara mensup "bir takım kalburüstü insanlara has" işler gelmektedir. Türklerin geleneksel halk yaşantısında, "sanat" ile "zenaat" öyle kolaylıkla birbirinden ayırd edilememektedir. Bu yüzden "meslek" kavramına ilişkin olarak, zihinlerimizde, ilk anda, yukarıdakine benzer bir karmaşanın yaşanması doğaldır.

 

"Meslek birliği" kavramı ise uluslararası normlara uygun olarak Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkardığı kanunlarda yer aldığı şekliyle, tamamen "fikir ve sanat eserlerine" ilişkindir. Dolayısıyla, daha Batılı ve çağdaş uygarlık seviyesini gözeten bir uygulamadır.

 

Bu ülkede uluslararası fikir ve sanat hukukunun uygulanması, sanıldığının aksine, oldukça eskidir. 1857 tarihli Osmanlı Matbaalar Nizamnâmesi'nde, yazarların telif hakkı ilk kez açıkça ve resmen tanındıktan sonra, yine aynı yıl çıkarılan ilk Telif (Hakkı) Nizamnâmesi ile de yazar haklarının korunmasında, oldukça ileri gidilmiştir. 1872'de bu nizamnâmeye ek yapılarak, yazarların kitapları üzerindeki hakları 45 yıla çıkarılmış ve ölümü halinde bu hakkın mirasçılarına kalacağı hükme bağlanmıştır. İkinci Meşrutiyet'in ilânından sonra, 1952 yılına kadar yürürlükte kalan 1910 tarihli Telif Hakkı Kanunu, "yazar ve şairler"in fikir ve kalemleri üzerindeki fikrî mülkiyet haklarından bahsederek, ilk kez telif hakkı kavramını genişletmiştir. İlginçtir ki, bu eski kanunda, açıkça, fikir ve kalem ürünleri olarak, her çeşit kitap, telif eserler, resim ve çizgiler, oyma ve kakma eserler, heykeller, planlar, haritalar, teknik resimler ve müzik eserlerinden bahsedilmektedir. Yine bu eski kanunda, eserler üzerindeki hakkın tescil edilmesi ile hayat boyu ve ölümden sonra 30 yıllık koruma süresi getirilmekte, resim ve çizgi ile ilgili eserler üzerindeki koruma süresi ise 18 yıl ile snırlandırılmakta, ayrıca taklit, suç sayılarak, cezalandırılmaktaydı.

 

1923 Lozan Antlaşması da, yeni Türkiye Cumhuriyeti'nin 12 ay içinde sınaî, edebî ve artistik mülkiyetlerin korunması ile ilgili uluslararası antlaşmalara katılmasını öngörmektedir. Ancak Türkiye, çeviri eserlere olan ihtiyacını ileri sürünce, Avrupa'da fikir ve sanat haklarının korunmasını amaçlayan, 1886'da kurulmuş Bern Birliği Antlaşması'na üye on ülkenin itirazı ile karşılaşmış ve sonuçta, Türkiye, kendi kendisini, bütün bu uluslararası antlaşmalara katılmakta oldukça geciktirmiştir. Bu süre içinde, 1910 tarihli o eski Telif Hakkı Kanunu yürürlükte kalmış ve ihtiyaca cevap veremez olmuştu. Türkiye'nin Bern Birliği'ne nihayet, 28.8.1951 tarihli 5777 sayılı kanunla katılmasından hemen sonra, ta 1938'den beri, Türkiye'de yerleşmiş Alman asıllı hukukçu Prof. Hirş tarafından ana hatları hazırlanmış bulunan Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu, 2.11.1950 tarihinde TBMM'ne sunulmuş, kanun, 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu olarak, 13.12.1951'de kabul edilmiş ve 1 Ocak 1952'de resmen yürürlüğe girmiştir.

 

Bu kanunda, 1983, 1995, 2001 ve 2004'de günümüzün ihtiyaçlarına göre önemli değişiklikler yapılmıştır. Fakat 1952'den beri hemen hiç değişmeyen 8.maddesindeki şu tek cümle, sadece eseri ve eser sahibini çok net biçimde tanımlamakla kalmamakta, aynı zamanda fikrî mülkiyeti tanımamakta ısrar edenlerin suratına da âdetâ bir şamar gibi inmektedir: "Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir." (Madde 8- Değişik: 21/2/2001 - 4630/5 md.)

 

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunumuz, bize mülkiyetin sadece "para", "sermaye" veya "gayrimenkul" olmadığını, aynı zamanda "fikrî mülkiyet" gibi soyut bir kavramın da var olduğunu çok açık biçimde emretmektedir. Oysa bu, mülkiyeti sadece para veya menkul değer ile ölçenlerin işine gelmemektedir. Bu konudaki eğitim yetersizliğini ve genel toplumsal kültürsüzlüğü fırsat bilenler, 1952'den beri yürürlükte olan bu kanun hükümlerine rağmen, açıkça kanunları çiğneyerek, genel olarak fikrî mülkiyet haklarını ve özel olarak da, herhalde çok daha az sayıda insanı ilgilendirdiğini düşünerek, görsel alandaki fikrî mülkiyet haklarını açıkça, uzun yıllardır gasp etmekte ve emek değerine kanunsuz biçimde el koymaktadır.

 

Bu itibarla, fikrî hakları en etkili ve güçlü biçimde savunrmanın bir yolu olarak, meslek birlikleri adıyla kanunda tanımlanan "fikir ve sanat eseri sahipleri birliklerinin" önemi ortaya çıkmaktadır.

 

Daha 1952'de yürürlüğe giren adı geçen kanun ile tanınmış olmasına rağmen, meslek birlikleri, ülkemizde 1983 yılına kadar hiç kurulmamıştır. Bu kanunun 42'inci maddesi 1983'de değiştirilerek, 2936 Sayılı Yasa ile 4 adet meslek birliği kurulmuştur: İLESAM (Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sahipler iMeslek Birliği), MESAM (Türkiye Musiki Eseri Sahipleri Meslek Birliği), GESAM (Türkiye Güzel Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği) ve SESAM (Türkiye Sinema Eseri Sahipleri Meslek Birliği).

 

1983'deki değişiklikler, bu meslek birliklerinden başkasına izin vermiyordu. Bu yönüyle çok eleştirilen kanun, nihayet 1995 yılında bir kez daha değiştirilerek, aynı alanda birden fazla meslek birliğine imkân tanınmış ve 1995'deki bu değişiklik ile bağlantılı (komşu) hak sahiplerinin de meslek birliği kurabilmelerinin yolu açılmıştır.

 

Günümüzdeki mevzuat, Türkiye'deki meslek birliklerini, bütün bu yasal değişiklikler ışığında, üç ana grupta değerlendirmektedir: Eser sahipleri bakımından, bağlantılı hak sahipleri bakımından ve yayıncılar bakımından...

 

 

Halbuki, dernekler, valilikler kanalıyla doğrudan İçişleri Bakanlığı'na bağlıdır ve Kızılay gibi özel kanunlarla yetkilendirilmemişler ise üyeleri ile ilgili yapabilecekleri çok sınırlıdır. Buna karşılık, meslek birlikleri, ilgili mevzuat ile doğrudan Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlıdır ve üyeleri ile ilgili olarak pek çok etkili yaptırım gücü vardır. Bunlardan en önemlisi, fiyat ve ücret tarifesi belirlemek hakkıdır.

 

Mevzuat, meslek birliklerine hem alanlarında "birinci dereceden" ücret tarifesi belirleme hakkını vermekte, hem de üyelerini birinci dereceden söz söyleme hakkına sahip kılmaktadır. Bir meslek birliği üyesi, alanı ile ilgili bilirkişi olarak tayin edilebilir. Oysa bir dernek üyesinin, gerçekte böyle bir hakkı yoktur.

 

 

Bu itibarla, meslek birliği kuruluşunun "sendikalaşma" veya "esnaf birliği" gibi algılanmaması gerekir. Mevzuat, eser sahiplerinin, en az bir adet orijnal (özgün) "eser"leri (grafik alanı için özgün tasarım) ile meslek birliğine üyelik başvurusunda bulunmasını öngörmektedir. Meslek birliği kuruluşunda, kurucu üyelerden öncelikle bu istenmemekte, ancak birlik kuruluşu tamamlanıncaya kadar eserlerini birliğe hak devri belgeleri ile birlikte vermeleri öngörülmektedir. Yani üyeler, en az bir adet olmak üzere istedikleri kadar eserlerinin fikrî haklarının takibini meslek birliğine vermek zorundadırlar. Fikrî hakların takibi ise eser sahibinin payı ve meslek birliğinin payını içermektedir. Bugün MESAM, SESAM gibi meslek birliklerinin uygulamaları, bu mevzuata dayanmaktadır. Müzik, sinema ve edebiyat gibi popüler alanlarda meslek birliklerinin başarılı olmasının en önemli dayanaklarından biri, eser sahiplerinin, meslek birliklerine pay vererek hak devirlerini gerçekleştirmiş olmalarından kaynaklanmaktadır.

 

Ayrıca, meslek birliklerinin üyelerine ve üye olmayanlara eğitim verebilme hakkı mevcuttur ve bunu, Avrupa Birliği fonları da desteklemektedir.

 

 

Kaynaklar:

 

-Hukukta Fikir ve Sanat Ürünleri, Dr. Nûşin Ayiter, Ankara, 1981.

 

- 5/12/1951 tarihli, 5846 sayılı FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNU

 

- T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları ve Sinema Genel Müdürlüğü web sitesi: http://www.telifhaklari.gov.tr

 

İnternet adresleri:

 

- http://mevzuat.basbakanlik.gov.tr/mevzuat/metinx.asp?mevzuatkod=1.3.5846

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D3808A086F46B52C5904F

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D38089DBA976EC9F13FF8

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D38081E095E577053A96B

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFFFE5C29E16A7D3808EFF9A56CAA041EFE

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF8AB2E675B78192E84376B7C04D19BFD5

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF8AB2E675B78192E8038CBC89DF6F466E

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF8AB2E675B78192E8FFB31DDACD1CE3B0

 

- http://www.telifhaklari.gov.tr/BelgeGoster.aspx?F6E10F8892433CFF8AB2E675B78192E80AB7E315EC9063C7